Hac ayların denilen zaman diliminde yapılan hac, Hicrî takvime göre Şevval ve Zilkade ayları ile Zilhicce ayının ilk on gününde yapılmaktadır. Hac, bu aylar içerisinde Umresiz de yapılabilir, Umre ile birlikte de yapılabilmektedir.

Haccın Eda Şekli Üçtür.

  1. İfrad Haccı
  2. Temettu Haccı
  3. Kıran Haccı.

Haccın Yapılışı

Ülkemizden giden hacılar, değişik iklim şartlarında uzun süre ihramda kalmanın verdiği zorlukları dikkate alarak genel olarak “Temettu Haccı” yapmayı tercihe etmektedir. Bu durumu göz önünde bulundurarak haccın yapılışını anlatırken Temettu haccı’nı esas alacağız.

  1. İhrama Girmek

    Hac yapacak olan kimsenin öncelikle ihrama girmesi gerekmektedir. Aksi halde İhrama girmeden hac yapılamaz. İhrama girmek haccın şartıdır. İhram, haccın şartlarından biri olup hac ya da umre için niyet eden kimsenin, başka zamanlar da işlemesi mübah olan bazı fiil ve davranışları belirli bir içerisinde kendisine haram kılması ya da yasaklanmasına denir. Buna “İhrama Girme” de denilebilmektedir.

    İhrama Nasıl Girilir?

    İhrama, “Niyet ve Telbiye” ile girilmektedir. Niyet ve Telbiye ihramın rükünlerindendir. Bunlar olmadığı vakit ihrama girme gerçekleşmez.

    Niyet; Allah’ım umre yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve kabul eyle. Denilerek yapılmaktadır.
    Telbiye; (Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l mülk lâ şerike lek) demektir.

    “Allah’ım! Davetine icabet ediyorum. Emrine boyun eğiyorum. Bütün varlığımla sana teslim oldum. Senin hiçbir ortağın yoktur. Tekrar tekrar davetine icabet ediyorum. Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet senindir mülk de senin… Senin hiçbir ortağın yoktur.”

    Bu şekilde niyet edilip ardından telbiye söylendiği vakit ihrama girilmiş olunuyor. Fakat ihrama girmeden evvel sünnet ya da müstehap olarak yapılması gerekilen bir takım hususlar yer almaktadır. İhrama girmeden evvel bunlara kesinlikle riayet edilmesi gerekilir. Buna göre;
    İhrama girmek isteyen her kişi öncelikle ön hazırlık yapmak durumundadır. Ön hazırlık olarak öncelikle tırnaklarını keser. Gerekiyor ise koltuk altı ve kasık kıllarını temizler. Aynı zaman da saç ve sakal traşı olduktan sonra bıyıkları düzeltir. Eğer mümkünse gusleder. Gusül temizlik amacı olduğu için özel durumda olan bayanlar da guslerder. Gusül mümkün olmadığı şartlarda abdest alınır. Var ise güzel kokular sürülür. Giymekte olduğu normal giysiler ve iç çamaşırları çıkarılıp yalnızca “İzar ve Rida” denilen iki parçadan oluşan ihram örtüsüne sarınır. Başını açar, çoraplarını ve ayakkabılarını çıkarır. Terlik ve benzeri şeyler giymelidir. Bayanlar için ise normal kıyafetlerini değiştiremezler.

    Bundan sonra kerâhat vakti değil ise 2 iki rekat ihram namazı kılınır. Namazın ardından yukarıda belirtilen gibi niyet edilir. Arkasından yüksek ses ile telbiye söylenir. Bayanlar telbiye söylerken seslerini yükseltemezler. Niyet ve telbiye’nin yapılması ile birlikte ihrama girilmiş olunur ve “İhram Yasakları” başlamış olur. İhrama giren kişiye, ihram süresince “Muhrim” denmektedir.

    Kadınların İhramı

    İhrama girme konusunda kadınlar da erkekler gibidir. Fakat kadınlar normal elbise ve kıyafetlerini değiştiremezler. Bunun yanı sıra çorap, ayakkabı ve eldiven giyebilir. Başlarını örtmelidir. Ancak yüzlerini açık bırakırlar. Telbiye ve dua edilirken sesleri yüksek çıkmamalıdır. Özel halleri bulunan kadınlar ihrama girecekleri vakit şu hususları mutlaka dikkate almaları gerekmektedir. Adetleri bitmeden Arafat’a çıkmak zorunda kalacak olan kadınlar, “İfrad” haccına niyet etmelidirler.

    İhrama Nereden Girilir?

    Mekke ve çevresinde ihrama girmek amacı ile belirlenmiş yerler bulunuyor. Tüm bunlara “Mikat” denmektedir. Mikat sınırları dışında hacca ve umreye gelen kimseler bu sınırları ihramsız olarak geçememektedir. Buna göre;
    Doğrudan Mekke’ye gidecek olan hacı adaylarının uçakları Cidde’ye indiği ve Cidde de mikat sınırları içerisinde bulunduğundan dolayı uçağın kalkacağı havalimanında ya a evlerinde ihrama girerler. Gerektiğinde uçak mikat sınırlarını geçmeden uçak içerisinde de girebilirler. Ancak pratikteki zorluk nedeni ile uçak içerisinde ihrama girmek tercih edilmemektedir.

    Hacdan evvel Medine’ye gidecek olan hacı adayları, Medine’de kaldıkları evlerde ya da Mekke yolu üzerinde 11 km. uzaklıkta yer alan “Zül-Huleyfe” (Ebyâr-i Ali)’de ihrama girerler.

    İhram Yasakları

    İhrama giren her kimse için bazı iş ve davranışlar yasaklanmaktadır. Bunlara “İhram Yasakları” denmektedir. Bu yasaklar niyet ve telbiye anından itibaren başlar.
    Bu Yasaklar Şu Şekildedir; Tırnak kesmek, saç sakal tıraşı olmak, vücudun herhangi bir yerinden kılları koparmak ya da kesmek, sak sakal ve bıyıkları yağlamak, boyamak, saçlara briyantin ya da jöle sürmek, kadınlar oje ve ruj kullanmak, vücuda veya ihram örtüsüne koku ve parfüm sürmektir.

    Elbise giymek, başı ve yüzü örtmek, eldiven, çorap, topuklu ayakkabı giymek. Kadınlar normal giysilerini çıkarmazlar. Ancak ihram süresince yüzlerini açık bulundururlar.

    Harem denilen bölgenin (Mekke ve çevresinin) bitkilerini kesmek, koparmak. (Harem bölgesinin bitkilerini kesmek, koparmak ihramsız olanlar için de yasaktır.)

    İhramlı Kimse İçin Şunlar Yasak Değildir; İhramlının yıkanması, kokusuz sabun kullanması, diş fırçalaması, diş çektirmesi, kırılan tırnağı ve zarar veren bir kılı koparması, kan aldırması, iğne yaptırması, yara üzerine sargı sardırması, kol saati, yüzük ve bilezik takması, kemer kullanması, omuza çanta asması, yüzü ve başı örtmeden üzerine battaniye, pike ve benzeri şeyler alması, palto ve benzeri giysileri giymeksizin omuza alması yasak değildir.

    Usülüne göre ihrama girecek hacı adayları bu şekilde olmalıdır. İhram yasaklarına uyacak şekilde riayet ederek telbiye, tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife söyleyerek Mekke’ye ulaşmalıdırlar. Harem bölgesine ulaşan hacı adayları bundan dolayı dua ederler. İsteyenler dua kitabından Mekke’ye girişte okunacak duayı okuyabilmektedir.

  2. Tavaf

    Tavaf; Hacer-i Esved köşesinden ya da hizasından başlayarak tavaf niyeti ile Kabe’nin etrafında yedi kez dönmek demektir. Her bir dönüş’e “Şavt” denmektedir. Yedi şavt bir tavaf demektir.

    Tavaf’ın Yapılışı

    Hacer-i Esved hizasına gelmeden evvel; “Allah’ım senin rızan için umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır e kabul eyle” diyerek niyet edilmektedir. Hacer-i Esved hizasına varılınca eller, içleri Kabe’ye doğru bakacak şekilde omuz ya da kulak seviyesine çekilerek namaza durur gibi kaldırılmalıdır. “Bismillahi Allahu Ekber” denildiği andan itibaren Hacer-i Esved “İstilam” edilir. İstilam; elleri Hacer-i Esved üzerine koyularak onu öpmek demektir. Fakat hac mevsiminde bu mümkün olmuyor. Bu nedenle Hacer-i Esved uzaktan el ile işaret edilerek sağ avucun içi öpülmek ile yetinilir.

    Daha sonra Kâbe sol tarafa alınarak tavaf’a başlanmalıdır. Tavaf’a başlarken ve her şavt’ın başında; Allah, bütün eksiklerden ve noksanlıklardan uzaktır. Hamd, yalnızca Allah’a mahsustur. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah en büyüktür. Bütün güç ve kuvvet şanı yüce ve azamet sahibi olan Allah’a aittir. Salat ve selam, efendimiz Muhammed aleyhi’s-selama olsun. Allah’ım! Sana iman ederek, Kitabını tasdik ederek, verdiğim sözü yerine getirerek ve Peygamberinin sünnetine uyarak bu ibadetimi yerine getiriyorum” diye dua edilmesi daha güzel olur.

    Tavaf sırasında dua edinilir, tekbir ve tehlil getirilmektedir. Kur’an okunabilir, ancak tavafta telbiye getirilmez. Bu hususta en uygunu herkesin kendi için den geldiği gibi ihlasla ve samimiyetle dua etmesidir. Mutlaka Arapça duaların okunması şart değildir. İsteyen her kimse, dua kitabında yer alan tavaf dualarını okuyabilirler.
    Sünnet gereği tavaf’ın kesintisiz yapılması gerekmektedir. Bu nedenle tavaf esnasında farz namaz için kamet getirilmesi, abdestin bozulması ya da tavaf’ı kesmeyi gerektirecek bir takım mazeretin ortaya çıkması gibi durumların haricinde ara verilmemelidir.

    “Yemen” köşesine gelindiği zaman, bu köşede istilam edilir. Ancak diğer köşeler de istilam edilmez. Yemen köşesi ile Hacer-i Esved köşeleri arasında; “Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte cennete koy. Ey mutlak güç sahibi! Ey günahları çok bağışlayan! Ey alemlerin Rabbi! ” duasının okunması makbul olunur.

    Hacer-i Esved köşesi ya da hizasına gelindiği vakit ilk şavt tamamlanmış olacaktır. Beklemeden ikinci şavta devam edilmelidir. Diğer şavtlarda da ilk şavt gibi yapılmaktadır. Yedinci şavtın sonunda Hacer-i Esved tekrar istilam edilerek tavaf tamamlanır. Ardından Harem-i Şerif’ın uygun bir yerinde iki rekat tavaf namazı kılınır. Tavaf namazı, keraat vaktine denk gelmiyor ise tavafın hemen peşinden kılmak daha makbul’dur.
    Tavaf namazının ardından dua edilir ve zemzem içilir. İsteyenler dua kitabından tavaf namazı duasını okuyabilirler. Ancak herkesin kendi dilinde içinden geldiği gibi dua etmesi daha güzeldir. Daha sonra Hacer-i Esved tekrar istilam edilmelidir. Böylece sa’y yapmak üzere “Safa” tepesine gidilecektir.

  3. Say

    Say Nedir; “Sa’y” kelimesi, koşmak, hızlı yürümek anlamlarına gelmektedir. Hac ve umrede Kâbe’nin doğu tarafında yer alan Safa tepesinden Merve’ye dört gidiş, Merve’den Safa’ya üç dönüş olmak üzere bu iki tepe arasında ki gidiş-gelişe denir. Safa’dan Merve’ye her gidişe ve Merve’den Safa’ya her dönüşe “Şavt” denmektedir. Safa ile Merve arası toplam da 400 metre uzunluğundadır. Bu yürüme alanına “Mes’a” denmektedir. Say Yapmak Vaciptir.

    Say; Hz. Hacer’in henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında koşmasına dayanmakta olup Say bu hatıradan dolayı yapılmaktadır.
    Say’ın yapılışı; Hacer-i Esved öncelikle istilam edilmelidir. Ardından Safa tepesine çıkılır.
    Say esnasında dua okunması gerekmektedir. Bu dua’yı şu şekilde gerçekleştirebilirsiniz. “Allah’ım! Senin rızan için umre sa’yini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.” diye niyet edildikten sonra Kâbe’ye dönülerek tekbir, tehlil, salavat okunur ve içtenlikle dua edilir. Sonra Merve tepesine doğru yürünür.

    Say esnasında herkes içinden geldiği gibi dua eder. İsteyenler dua kitabından Say dualarını okuyabilirler. Yeşil ışıklı direkler arasında erkekler koşar adımlar ile ilerlerler. Buna “Hervele” denmektedir. Yeşil direkler arasında her gidiş ve gelişte;

    “Rabbim! Günahlarımızı bağışla. Bize merhamet et. Bize ikram et. Bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün kusurlarımızı biliyorsun, bunları affet. Çünkü Sen mutlak güç, kerem ve ihsan sahibi olansın.” diye dua edilmesi makbul olur. Merve’ye ulaşıldığı vakit bir şavt tamamlanmış olur. Buradan yine Kâbe’ye yönelerek tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife getirilip dua edilmesi gerekilir. Ardından Merve’den Safa’ya tekrar yürünür.

    Safa’ya varınca ikinci şavt tamamlanmış olur. Diğer şavtlarda ilk iki şavt gibidir. Yedinci şavt tamamlandıktan sonra Merve’den Kâbe’ye yönelerek dua edilir. İsteyenler dua kitabından dularını okuyabilirler. Ancak en güzeli, içe doğan dualar ile dua edilmesidir. Dua’nın ardından traş olunarak İhramdan çıkılır.

  4. Tıraş Olup İhramdan Çıkmak

    İhramdan yalnızca tıraş olunarak çıkılabilir. Erkekler saçlarını dipten keserler ya da kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının uç kısmından bir miktar keserler. Kısaltmalar, saçın ucundan alınacak miktar; parmak ucu uzunluğunda olmalıdır. Parmak ucundan az olmaz.

    Tıraş olunduktan daha sonra umre ihramından çıkılmış olur. Hac için tekrar ihrama girinceye kadar eşi ile cinsel ilişki dahil olmak üzere tüm ihram yasakları kalkmış olacaktır. İhramdan çıkış aşamasına gelindiği vakit, ihramlı olan hacılar birbirlerini tıraş edebilirler. Bu aşayamaya gelmeyen İhramlılar başkasını tıraş edememektedir.
    Kıran ve İfrad haccına niyet etmiş olan kimseler ihramlı kalmaya devam ederler. Bu aşamada kesinlikle ihramdan çıkmış sayılmazlar.

    Temettu haccına niyet eden hacılar böylece umrelerini bitirip çıktıktan sonra hac için ihrama girene dek Mekke’de ihramsız olarak kalmaktadır. Umrelerini bitirenler bu günlerini mutlak mana da en iyi şekilde değerlendirmelidir. Beş vakit namazlarını ve bunun yanında fırsat buldukça bol bol nafile tavaf yapmaya özen göstermelidirler. Uzaktan gelen kimselerin nafile namaz kılmaz yerine, nafile tavaf yapmaları daha uygun görülmektedir.
    Namaz ve tavaf’ın yanı sıra Mescid-i Haram’da Kur’an-ı Kerim tilaveti, dua, zikir ve tesbihat ile meşgul olmaları gerekmektedir. Hac için ihrama girene kadar bu şekilde ibadetlere devam edilmelidir. Zamanı geldiği vakit hac için ihrama girilip vakfe için Arafat’a çıkılır.

  5. Hac İçin İhrama Giriş ve Arafata Çıkış

    Temettu haccına niyet ederek umresini yapmış olan ve Mekke’de kalmakta olan hacı adayları, uygulamada hac için ihrama genel olarak Zilhicce’nin sekizinci günü (Terviye günü) girmektedir. Böylece Zilhiccenin sekizinci gününe gelindiği vakit, Mekke’deki evlerde umre ihramında belirtilen gibi ön hazırlık yapılır. Eğer kerahat vakti değil ise iki rekat ihram namazı kılınmaktadır. Daha sonra “ Allah’ım senin rızan için hac yapıyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle.” Diyerek niyet edilmektedir. Ardından telbiye getirilerek hac için ihrama girilecektir. Bununla birlikte tekrar hac ihram yasakları başlamış olacaktır.

    Hac için ihrama girdikten daha sonra Arafat’a çıkmadan evvel nafile tavaf’ın (26) ardından haccın sa’yi yapılabilmektedir. Haccın sa’yini bu şekilde yapan hacı adayları bunun ardından ziyaret tavafından sonra sa’yı yapamayacaklar. Ancak sünnete göre uygun olan, haccın sa’yinin ziyaret tavafından daha sonra ve ihramsız olarak yapılmasıdır.

    Böylelikle ihrama girildikten ve dilendiği vakit haccın sa’yi yapıldıktan daha sonra kafile ile birlikte Arafat’a harekete geçilir. Arafat’a itikal esnasından telbiye, tekbir, tehlil, salavat ve bolca dua edinilir. Hacı adaylarının bu mübarek günlerin bereketlerinden maksimum seviyede en iyi şekilde yararlanmaya çalışmaları gerekmektedir. Arafat’a varıldığı zaman çadırlara yerleşilir.

    Burada hacı adayları bir süre istirahat ederler. İstirahatın ardından tüm varlığı ile Allah’a yönelerek dua eder, telbiye, tekbir, tehlil getirir, Kur’an okur, namaz kılar, günahlarından tevbe ederek gözyaşı döker, zikir ve tesbih ile meşgul olurlar. Hacı adayları Zeval denilen yani öğle vaktine dek bu şekilde ibadet etmeye devam ederler.

  6. Arafatta Öğle ve İkindi Namazlarının Birleştirerek Kılınması

    Öğle vaktine kadar çadırlarda ibadet ile meşgul olmakta olan hacı adayları, mübarek mekanın ve zamanın feyzinden ve bereketinden en iyi şekilde istifade etmeye çalışacaklar. Daha sonra hacı adayları öğleye doğru namaz için hazırlık yapacaktır. Öğle ezanı okunduktan sonra öğle ve ikindi namazı birleştirilerek kılınır. Buna Cem-i Takdim denmektedir.

    Öğle ve İkindi namazının kılınışı şu şekildedir; Ezan okunduktan sonra öncelikle öğle namazının ilk sünneti kılınır. Ardından kamet getirilerek öğle namazı eda edilir. Namazın sonunda selam verildikten sonra teşrik tekbiri getirilir. Ardından tekrar kamet getirilerek ikindi namazının farzı kılınır. Selamın ardından tekrar teşrik tekbiri getirilir. Böylelikle öğle ve ikindi namazını bir ezan, iki kamet ile birlikte eda edilmiş olacaktır.
    Bu iki farz namaz arasından başka namaz kılmak mekruhtur. Bu sebepten dolayı öğlenin son sünneti ve ikindinin sünneti kılınmamaktadır. Namazın Ardından Vakfe Yapılır.
    Öğle ve ikindi namazı Cem-i Takdim ile kılınırken seferi olan hacı adayları bu namazlarını iki rekat olarak kılabilirler.

  7. Arafat Vakfesi

    Vakfe Nedir?

    “Vakfe” durmak anlamına gelmektedir. Arafat Vakfesi ise belirlenmiş vakitte ihramlı olarak Arafat sınırları içerisinde yer almak demektir. Arafat vakfesi haccın en önemli rüknüdür. Çünkü o süre içerisinde orada bulunmayanlar, o sene hacca yetişememiş olarak sayılmaktadır. Hz. Peygamber efendimiz; “Hac Arafattır” diye buyurmuştur. Arafat vakfesinin sahih sayılabilmesi için hac ihramına girilmiş olması ve belirlenmiş olan zaman da Arafat’ta bulunulması gerekmektedir.

    Arafat Vakfesi Zamanı

    Arafat vakfesinin vakti, Zihiccenin 9. Günüdür. Yani Arefe günü güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya doğru kaymaya başladığı andan (Zeval Günü) Bayram’ın birinci günü fecr-i sadık olarak bildiğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı vakte kadarki geçen süredir. Bu süre içerisinde her ne olursa olsun (uykuda, baygın, vakfenin farkında olsun ya da olmasın) bir an orada bulunan her kimse vakfe farzını yerine getirmiş olur. Arafat Vakfesinin yapılışı aşağıda uygulamalı olarak belirtilmiştir.

    Arafat Vakfesinin Yapılışı

    Arefe günü, Arafat’ta öğle ve ikindi namazları birleştirilerek kılındıktan daha sonra ayağa kalkılarak kıbleye dönülür. Arafat duasının ayakta yapılması müstehap olarak sayılır. Telbiye, tekbir, tehlil ve salavat getirilir. Tevbe, istiğfar ve dua edilmektedir. Ancak bu dua, herkesin içinden geldiği gibi etmesi daha uygundur. Fakat isteyenler dua kitabından Arafat Vakfesi duasını da dokuyabilirler. Bir süre bu şekilde vakfe yapılarak bol bol dua edilir. Hacılar Arafat’tan ininceye kadar kalan süre içerisinde yine ibadet, dua ve zikir ile meşgul olmalıdır.

    Arefe günü hac ihramı ile Arafat’ta bulunmak bir Müslüman için en büyük nasiplerden bir tanesidir. Çünkü, bu kutsal yerde ve bu mübarek zaman da yapılan ibadetler geri çevrilmemektedir. Böylece Müslümanlar Arafat’ta gönüllerini her türlü dünyevi düşünce ve gayelerden arındırarak tüm benliği ile Allah’a yönelerek el açıp yalvarmalı, içine düşmüş olduğu günahlardan dolayı göz yaşı dökerek tevbe etmeli, af ve mağfiret dilemeli, kendisi, annesi-babası, kardeşleri, çocukları, yakınları ve milletinin fertleri ile birlikte tüm Müslümanlar için samimiyet ve içtenlikle dua etmelidir.

    Arafat’ta, içerisinde bulunulan her zaman diliminin her dakikasının oldukça büyük kıymeti vardır. Hacı adaylarının bu değerli vakitleri faydası konuşmalar, lüzümsuz meşguliyetler ve pek gerekli olmayan eş-dost ziyaretleri ile heba etmemelidir. Özellikle vurgulamak gerekir ise; başkalarına sıkıntı ve eziyet vermekten, kötü söz ve davranışlardan, haklı dahi olsa bir takım gereksiz tartışmalardan şiddetle sakınmalıdır. Her hacı adayının bilmesi gerekir ki, bu mübarek yerde nasıl ki her sevap kat kat karşılıklı ise aynı zaman da günahlarda öylece katlanmaktadır.

    Güneşin batışı ile birlikte Arafat’tan Müzdelife’ye intikal başlayacaktır. Bu nedenle akşama yakın gerekli şahsi hazırlıkların yapılması gerekir. Güneş’in batışı ile birlikte Arafat’tan Müzdelife’ye doğru hareket başlar. Her kafile, belirli bir plan çerçevesi içerisinde yola çıkmaktadır. Akşam namazı, Müzdelife’de yatsı vaktinde yatsı namazı ile birleştirilerek Cem-i Tehirle kılınacaktır. Böylece akşam namazı vaktinde kılınmayarak yatsı vaktinde kılınacaktır. Yolda yine aynı şekilde tekbir, telbiye, tehlil, salavat ve dua edilir. Hacı adaylarının elden geldiğince bu değerli vakitleri en iyi şekilde değerlendirmeleri gerekmektedir. Müzdelife’ye varıldığı zaman, akşam ve yatsı namazı birleştirilerek kılınır.

  8. Müzdelife’de Akşam ve Yatsı Namazlarının Birleştirilerek Kılınması

    Yatsı vakti gelindiği zaman ezan okunduktan daha sonra kamet getirilerek öncelikle akşam namazı kılınır. Selam verildikten daha sonra teşrik tekbiri getirilir. Daha sonra ezan ve kamet getirilmeden yatsının farzı kılınır. Selamın ardından tekrar teşrik tekbiri getirilmektedir. Böylelikle iki farz namaz bir ezan ve bir kamet ile eda edilmiş olacaktır. Buna da Cem-i Tehir denmektedir. Bunun ardından yatsının son sünneti kılınabilir, daha sonra da vitir namazı kılınır.

    Akşam ve yatsı namazları bu şekilde kılındıktan daha sonra Vakfe vaktine kadar hacı adaylarının ibadet ile meşgul olmaları bu vakitleri değerlendirmeleri gerekmektedir. İhtiyaç var ise istirahat edilir. Şeytan taşlama da (Cemaratta) atılacak taşlar toplanır. Bu taşların Müzdelife’den toplanması zorunlu olmadığı gibi başka yerlerde de toplanabilmektedir. Taşların nohuttan büyük, fındıktan küçük olmaları gerekmektedir. Taşların temiz olmama ihtimalleri var ise yıkanmalıdır.

  9. Müzdelife Vakfesi

    Arafat ile Mina arasında ve Harem sınırları içerisinde kalan Müzdelife, bu bölgenin adıdır. Müzdelife’nin sınırları levhalar ile belirtilmiştir. Müzdelife’de vakfe yapmak haccın vacipleri arasında yer almaktadır.

    Müzdelife Vakfesinin Vakti

    Müzdelife vakfesi; Bayram gecesi, gece yarısından itibaren güneşin doğacağı vakte kadarki süre içerisinde yapılmaktadır. Bu süre içerisinde kısa bir an bile olsa burada bulunan kimse vakfe’nin görevini yerine getirmiş olur. Fakat sünnete göre Müzdelife vakfesinin sabah namazının ardından yapılmasıdır. Şimdiye kadarki, izdiham nedeni ile belirtilen gece yarısından sonra vakfe yapılmasında bir sakınca yoktur.

    Müzdelife Vakfesinin Yapılışı

    Yukarıda belirtilen süre içerisinde Arafat vakfesinde olduğu gibi telbiye, tehlil, tekbir, salavat ve dua edilir. Esas olan herkesin içinden geldiği gibi dua etmesi olup ancak dileyenler dua kitabından Müzdelife Vakfesi duasını okuyabilirler.

    Müzdelife vakfesinin ardından Mina’ya hareket edilmektedir. Yine kafileler belirli bir plan dahilinde yola çıkmaktadır. Yol boyunca telbiye, tekbir, tehlile devam edilmelidir. Mina’da kalınacak çadırlara gelinir. Dileyen hacı adayları burada bir süre istirahat ederek ihtiyaçlarını da giderebilirler. Ardından büyük bir izdiham olmadığı bir zaman da büyük şeytan (Akabe Çemresini) taşlamak için şeytan taşlama (Cemerat) mahalline gidilmektedir. Bu uygulamada Türk hacılar genel olarak akşam namazının ardından taşlamaya götürülmektedir.

  10. Şeytan Taşlamak

    Bayramın 1,2,3 ve 4’ncü günlerinde Mina’da yer alan ve “Büyük Şeytan Akabe Cemresi”, “Orta Şeytan-Orta Cemre” ve “Küçük Şeytan-Küçük Cemre” diye adlandırılan üç taş kümesine usulüne uygun olarak taş atmak haccın vacipleri arasında yer almaktadır. Bayram’ın birinci günü büyük şeytana 7, ikinci, üçüncü ve dördüncü günü ise her üç şeytana yedi taş olmak üzere toplam da 21 taş atılır. Taşlama küçükten büyüğe doğru yapılmaktadır. Fakat Mina’da kalınmadığı takdirde dördüncü gün taş atmak gerekmemektedir.

    Şeytan Taşlama; Kötülükleri, haksızlığı, zulmü ve zorbalığı protesto etmek anlamını taşımaktadır. Şeytan taşlayan her hacı, böylece bu hareketi ile şeytana, şeytanın yoluna uyanlara ve bütün kötülüklere karşı çıktığını belirtmiş olup kendisinin bundan böyle asla şeytana uymayacağını ortaya koymuş demektir.

    Taşlamanın Yapılışı; Taşların atılacağı kümeye yaklaşılmalıdır. Daha sonra atılacak olan taş sağ elin baş ve şehadet parmakları ucunda tutularak “Bismillah, Allahu Ekber Rağmen Li’ş-şeytanı ve Hizbih” diyerekten atılmaktadır. Taşların her birinin ayrı ayrı atılması gerekir. Aksi halde toplu atılan taşlar tek taş olarak sayılmaktadır. Taşlar, kümelerine üzerine ya da kümeleri kuşatan havuzlara düşecek bir şekilde atılmalıdır.

    Taşlamanın Zamanı ve Atılacak Taş Sayısı

    Bayramın birinci günü

    Bayramın ilk günü, belirtilen gibi büyük şeytana 7 taş atılır. Atılan ilk taş ile birlikte telbiyeye son verilmektedir. Birinci günkü taşlama gece yarısından itibaren başlar. Bayramın ikinci günü tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

    Bayramın İkinci günü

    Bayramın ikinci günü küçüğünden başlanarak her üç şeytana yedişer olmak üzere yirmi bir adet taş atılır. İkinci günkü taşlama zeval vaktinde yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelip batıya yönelmesi ile başlar. Gece tan yeri ağarıncaya dek devam eder.

    Bayramın Üçüncü Günü

    Bayramın üçüncü günü de, ikinci günkü gibi küçük şeytan dan başlanarak her üç şeytana 7’şer olmak üzere 21 adet taş atılır. Üçüncü günkü taşlamanın zamanı, zeval vaktinden yani öğleyin güneşin tepe noktasına gelerek batıya yönelmeye başlaması ile birlikte başlar. Gece tan yeri ağarıncaya dek devam eder.

    Bayramın Dördüncü Günü

    Bayramın dördüncü günü, tan yeri ağarıncaya kadar Mina’dan ayrılmayanlar, tan yerini ağarması ile birlikte güneş batıncaya kadar her üç şeytana 7’şerden toplam 21 taş daha atarlar. Tan yeri ağarmadan Mina’dan ayrılanların bu günün taşlarını atmaları gerekmez. Uygulamada bu şekildedir.
    Taşlamalar da çok kalabalık ve izdihamlı olan gündüz saatleri yerine daha tenha olan akşam saatleri tercih edilmelidir. Küçük ve orta şeytana taş atıldıktan daha sonra mümkünse bir kenara çekilerek dua edilir. Büyük şeytana taş atıldıktan sonra orada beklenmez ve orası derhal terk edilir.

    Taşlamada Vekalet ve Atılamayan Taşların Kazası

    Gücü yeten hacı adaylarının taşları bizzat kendilerinin atmaları gerekir. Vekalet vererek kesinlikle başkalarına attıramazlar. Hastalık, yaşlılık ve sakatlık gibi mazeretlerle taşları bizzat kendisi atamayacak durumda olanlar ise vekalet vererek taşları bir başkasına bu şekilde ancak attırabilirler.
    Zamanında atılamayan taşların, Bayramın dördüncü günü güneş batıncaya kadar atılması vaciptir. Atılmadığı takdirde ceza gerekir.

  11. Hac Kurbanı

    Temettü ve Kıran haccı için niyet getirerek haclarını yapan hacı adayları hac kurbanı (şükür heydi) kesmeleri vaciptir. Sünnete uygun olarak her ne kadar hac kurbanının büyük şeytana taş atıldıktan sonra kesilmesi ise de, taş atılmadan önce de kesilmesi mümkündür. Hac kurbanı, Harem bölgesi sınırları içerisinde, bayramın birinci günü tan yerinin ağarmaya başlaması ile birlikte kesilir.

    Hac kurbanının etinden sahibi dahil herkes yiyebilmektedir. Temettu ve Kıran haccı yapan hacı adaylarının kurban kesme imkanları bulunmaz ise bunun yerine on gün oruç tutarlar. Bu on günlük orucun ilk üç günü, hacdan evvel ve hac ihramına girdikten sonra (Mekke’de) tutulur. En uygun olanı ise 7, 8 ve 9. Zilhicce günlerinde tutulmasıdır. Geriye kalan 7 gün e ise bayramın dördüncü günün den sonra olacak şekilde hacdan sonra tutulur. Bu yedi günün hacıların memleketlerine dönmesi ile birlikte tutulması daha uygundur. Bu oruçların ardı ardına tutulması şart değildir.

    Hacılar, Kurban bayramında şartlarını taşımakta olduğu her müslümanın kesmekte olduğu kurbanı kesmek zorunda değildir. Ancak sevap kazanmak adına nafile olarak kesebilmektedir. Nafile olarak bu kurbanı kesmek istedikleri takdirde vekalet vererek memleketlerinde kesmeleri daha uygundur.

  12. Tıraş Olup İhramdan Çıkma

    Bayramın birinci günü büyük şeytana taş atılıp kurban kesildikten daha sonra tıraş olunarak ihram dan çıkılmaktadır. Umre ihramından çıkış konusunda anlatıldığı gibi. Erkekler saçlarını dipten keserler ya da kısaltırlar. Kadınlar ise saçlarının ucun dan bir miktar keserler. Böylelikle hac ihramının çıkışın birinci aşaması gerçekleşmiş olacaktır. Buna da “İlk Tehallül” denmektedir.

    Bu aşama da eşiyle cinsel ilişki dışında tüm ihram yasakları kalkmaktadır. Cinsel ilişki konusundaki yasak ise ancak ziyaret tavafından sonra kalkar.

  13. Ziyaret Tavafı

    Haccın farzlarından olan Ziyaret tavafı, haccın iki rüknünden biridir. Buna da “İfada Tavafı” denmektedir.
    Ziyaret Tavafının Vakti; Bayramın ilk günü gece yarısından itibaren başlayan Ziyaret tavafı, ömrün sonuna dek devam eder. Uygulama da, ziyaret tavafı tıraş olup ihramdan çıkıldıktan sonra yapılır.
    Ziyaret tavafı’nın bayramın ilk üç gününde yapılması usulüne uygun olsa da, daha sonraki günlerde de yapılabilmektedir.

    Ziyaret Tavafının Yapılışı; Öncelikle, “Allah’ım! Senin rızan için ziyaret tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diyerek niyet edilir. Ardından Hacer-i Esved hizasına gelerek tavafın yapılışının anlatıldığı gibi tavaf başlanır. Yedi şavtla tavaf tamamlanacaktır. Tavaf tamamlandıktan daha sonra belirtildiği gibi tavaf namazı kılınacaktır. Böylelikle haccın ikinci rüknü de gerçekleşmiş olacaktır. Ziyaret tavafının tamamlanması ile birlikte hac ihramından çıkışın ikinci aşaması da gerçekleşecektir. Buna da ikinci tehallül denmektedir. Bunla birlikte eşi ile cinsel ilişki yasağı da ortadan kalmış olacaktır.

    Ziyaret tavafının, tıraş olunup ihramdan çıkıldıktan daha sonra yapılması sünnete daha uygundur.
    Özel halleri bulunan kadınlar, bu halleri son buluncaya dek erteleyebilirler. Arafat’a çıkmadan önce haccın sa’yini yapmamış olan hacı adayları, ziyaret tavafının ardından bu sa’yi yapmalıdırlar.

  14. Haccın Sa’yi

    Sa’y yapmak haccın vacipleri arasındadır. Arafat’a çıkmadan evvel haccın sa’yini yapmamış olan hacı adayları ziyaret tavafının ardından “Allah’ım senin rızan için hac sa’yini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diyerek niyet etmeleri gerek ve daha önce “Sa’y” konusunda belirtildiği gibi hac sa’yi yaparlar.

    Daha sonra hacılar, Mekke’de kaldığı süre içinde beş vakit namazı Harem-i şerif’te kılmaya özen göstermelidir. Bol bol nafile tavaf yapmalıdır. Mekke’den ayrılacakları zaman hacılar, Veda Tavafı yapar.

  15. Veda Tavafı

    Hacca uzaktan gelen hacı adaylarının yani Mikat sınırları dışından gelenler Mekke’den ayrılmadan evvel Veda Tavafı yapmaları vaciptir. Bu hacıların, hac ile ilgili yapacakları son görevdir. Buna Sader Tavafı denmektedir.
    Veda tavafında, “Allah’ım senin rızan için tavaf yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle” diyerek niyet edildikten daha sonra tıpkı diğer tavaflarda olduğu gibi yapılmaktadır. Tavafın ardından tavaf namazı kılınarak bolca dua edilir. Af ve mağfiret dilenerek, göz yaşı dökülür. İsteyen hacılar dua kitabından veda tavafından sonra okunacak duayı okuyabilirler.

    Ayrılığın üzüntüsü içerisinde göz yaşları dökülerek Kâbe’ye ve Mescid-i Harama veda edilir. Ziyaret tavafından daha sonra yapılan herhangi bir nafile tavaf yapılmış ise, veda tavafı yapılmadan Mekke’den ayrılma durumunda kalınması ile birlikte yapılan bu nafile tavaf, veda tavafı yerine geçmektedir.